Budapeşte

Yazısını yazmaktan çekindiğim şehirden bahsedelim biraz da. Budapeşte’den. Neden çekindiğimi merak ediyor olmalısınız. Çünkü kelimesinin tam anlamıyla aşık oduğum bir şehir, ve ne kadar harika olduğunu yeteri kadar açıklayamamakla ilgili biraz endişelerim var.

Zamanında Osmanlı imparatorluğu’nun da hakimiyetinde kalmış, zarif ve büyüleyici mimarisiyle tam anlamıyla nefes kesen bir şehir Budapeşte. Benim için tüm şehirlerin gecesi, gündüzlerinden daha güzeldir, ancak Budapeşte’nin gecesi fazlasıyla büyüleyici. Konuyu daha fazla uzatmadan resimlere geçmek en iyisi sanırım.

Öncelikle gezime başlamadan önce, her zaman bir kahve alır ve hem şehrin hem de kahvenin keyfini çıkarırım. Kahvemi aldıktan sonra, otelimin bir sokak uzakta olması nedeniyle güzergahıma Aziz Stephan (Szent Istvan) Bazilikası’yla başlamaya karar vermiştim. Yapımı 54 yıl sürmüş olan, Budapeşte’nin en yüksek binasından bahsediyoruz(Parlamento Binası da aynı yüksekliktedir ki amacı din ve devlet işlerinin birbirine eşitliğini temsil etmektir). Bu görkemli binayı giriş ücreti vererek gezebilirsiniz.

Aziz Stephan (Szent Istvan) Bazilikası

Öncelikle Tuna nehri kıyısında yer alan, dünyanın en büyük üçüncü parlemento binası olan ve süslemelerinde ortalama 40 kg altın kullanılmış olan Budapeşte Parlemento Binası’na göz atalım. Gün içinde düzenlenen gezilerle, Parlemento Binası’nı gezebilirsiniz. Saint Stephen Bazilikası ile aynı yükseklikle inşa edilmiş olan bina, din ve devlet işleri arasındaki eşitliği simgelemektedir.

Budapeşte Parlemento Binası

Şimdi de Macaristan’ın tarihine dayanan bir yere, Kahramanlar Meydanı’na gidiyoruz. Ortadaki büyük sütun üzerinde Cebrail heykeli, ve Macaristan’ın gelmiş gelmiş önemli kişilere dair bir çok heykel bulunmaktadır. Heykellerin altında bulunan açıklamalar sayesinde, kimin heykeli olduğunu öğrenebilir ve o kişinin anısını okuyabiliriz.

Kahramanlar Meydanı

Kahramanlar Meydanı’nın önünde bulunan renkli ve kocaman olan BUDAPEST yazısı da, şehirde bir anı fotoğrafı için oldukça güzel bir yer.

Dediğim gibi fotoğraf için güzel bir yer. 🙂

Kahramanlar Meydanı’nı biraz geçtiğimiz zaman, Budapeşte Şehir Parkı’na ulaşıyoruz. Burada deniz bisikleti kiralayabilir, kafelere oturabilir veya hemen yanında bulunan Vajdahunyad Kalesi’ne geçebilirsiniz.

Budapeşte Şehir Parkı

Vajdahunyad Kalesi’ne akşam vakti gitmek biraz ürkütücü olabiliyor, özellikle sizden başka kimse yoksa. Çünkü fazlasıyla sessiz sakin bir yerden bahsediyoruz. Öncesinde geçici olarak mukavva ve ahşap malzemeler kullanılarak inşa edilmiş olan Vajdahunyad Kalesi, fazlasıyla eski ve tarihi bir bina görünümü olsa da, fazla ilgi sebebiyle 1904-1908 yılları arasında son halini almıştır. Günümüzde Tarım Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor olsa da, her yıl gerçekleşen Yaz Müzik Festivali ve noel pazarı gibi etkinlikler de burada gerçekleştirilmektedir.

Vajdahunyad Kalesi

Budapeşte denince akla gelenlerden biri de Zincir Köprü’dür. Buda ve Pest’i birleştirmek amacıyla 19. Yüzyılda yapılmış olan Avrupa’nın en uzun asma köprüsüdür.

Zincir Köprü
Zincir Köprü’sünde

Tuna Nehri’ndeki Ayakkabılar ile ilgili olan üzücü hikaye, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananlara dayanmaktadır. 1944 yılında Macar Hükümet Lideri’nin devrilmesinin ardından, yerini Ferenc Szalasi almıştır. Szalasi’nin gelmesinin ardından, Tuna Nehri boyunca Yahudiler vahşice katledilmiştir. Ayakkabılarını çıkarıp nehre atlamarı istenen Yahudiler, acımasızca vurularak infaz edilmişlerdir. Bu yaşanmış olan insanlık dışı olayın yad edilmesi ve kurban edilen insanların saygıyla anılması adına yapılmış olan bir açık müzedir.

Tuna Nehri’ndeki Ayakkabılar

Terrör Evi Müzesi, geçmişe dair tatsız bir çok anı taşıyan, görkemli bir yapıdır. İşkence odaları, esir tutulan hücreler gibi, pek çok ilgi çekici şeyler bulabileceğiniz bu müzenin ilk katı Sovyet, ikinci katı Nazi işgal dönemlerine ayrılmıştır.

Terrör Evi Müzesi

Şimdi sırada Buda Kalesi var. Eğer yürümeyi seviyorsanız, sizi ortalama 10-15 dakikalık bir yolun beklediğini söylemek isterim. Bunun dışında hop-on-hop-off tur otobüslerini veya benim gibi fünikileri tercih edebilirsiniz.

Fünikileri tercih eden kişileri bekleyen manzara

Budapeşte’yi izlemenin en keyifli olduğu yerlerden biridir Buda Kalesi, diğerini de birazdan yazacağım. Burada birbirlerine yürüme mesafesinde bulunan Buda Kalesi, Aziz Matthias Kilisesi ve Balıkçı Tabyası, ziyaret edilmesi gereken önemli yerlerdendir.

Buda Kalesi’nden bir manzara

İkinci Dünya Savaşı’nda Buda, yerle bir olmuş olsa da yeniden inşa edilmiş ve 1897 yılından beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeyi başarmıştır.

Buda Kalesi

Aziz Matthias Kilisesi, 1015 yılında Macar Kralı Aziz Stephan tarafından yaptırılmış, ancak 13. Yüzyılda moğollar tarafından yerle bir edilmiş olsa sonrasında yeniden inşa edilmiştir. Kanuni’nin Budin’i fethettiği dönemde fetih namazını bu kilisede kıldığı söylenir. Osmanlı hakimiyetindeyken cami olarak kullanılmış olsa da, sonrasında yeniden kilise olarak kullanılmaya devam edilmiştir.

Aziz Matthias Kilisesi

Balıkçı Tabyası, Buda tarafından Pest’i seyretmenin şüphesiz ki en doyulmaz yeridir. Orta Çağda, yakınlarında bulunan bir balık pazarından adını almış ve henüz 1902 yılında tamamlanan bir yapı olsa da, çoktan Budapeşte’nin en çok ziyaret edilen yerlerden biri haline gelmiştir.

Balıkçı Tabyası

Ve şimdi gelelim Budapeşte manzarasının fazlasıyla güzel olduğunu söylediğim diğer yere hatta yerlere: Gellert Tepesi ve Özgürlük Heykeli..


Hop on hop off otobüslerini tercih edebileceğiniz gibi, yaklaşık 20-25 dakika yürüyerek de çıkabileceğiniz harika bir yerden bahsediyoruz ki ben yürümeyi seçtim. Öncelikle Gellert Tepesine, ülkeye Hristiyanlığı getiren Papaz Aziz Gellert’in heykeline gidiyoruz.

Gellert Tepesi

Sonrasında yürüyüşümüze biraz daha devam ediyor ve Özgürlük Heykeli Citadella’ya ulaşıyoruz. Şehrin Sovyet güçleri tarafından Nazi işgalindan kurtulması şerefine 1947 yılında inşa edilmiştir. Her ne kadar komünizm dönemine ait olsa da, diğer yapıların yıkılmasına karar verilse de Özgürlük Heykeli’ne kıyamamış Macar Halkı. Bu durumda ıslak battaniyelerle yapıyı örtmüşler, mumlar ve dualar eşliğinde üç gün boyunca anıtın arındığına inanmışlar. Fazlasıyla büyüleyici olan bu yapıya neden kıyamadıkları anlamak çok da zor değil aslında. Çünkü gördüğünüz gibi büyüsüne kapılıyorsunuz.

Özgürlük Heykeli Citadella

Benim için Budapeşte kesinlikle gidip görülmesi gereken büyüleyici şehirler listesinin başında yer alıyor. Budapeşte’ye dair tüm resimlere buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiler, saygılar. 💙

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s